İtalya gerçekten çok fazla sanatsal ve kültürel mirasa ev sahipliği yapmış tarihe yön veren isimlerin adını duyurduğu gerçekten özel bir ülkedir. İtalya'nın neresine giderseniz gidin onlarca farklı hikayeyle karşılaşma olasılığınız çok fazladır. Seyahatname köşemizin bu serisinde İtalya'nın Floransa şehrine başka bir deyişle sanatın başkentine konuk olacağız
FLORANSA
Toscana bölgesinin en önemli şehirlerinden olan Floransa tarihi, kültürü, mimarisi, hikayeleri ve yemekleri ile ayrı bir yerde konumlanıyor. İtalya'nın merkezinde kalan bu bölge olağanüstü bir turistlik kapasiteye sahiptir. Rönesans'a başkentlik yapmış, ünlü Medici ailesiyle özdeşleşmiş bu şehrin sokaklarında kendinizi bir rüyadan diğer rüyaya geçiyor gibi hissediyorsunuz. Bu rüyaya kapılmak isteyenler için şehrin çok fazla ünlü turistlik bölgesi vardır. Bunlar mimari olarak rönesans mimarisinin doğmasına yol açmıştır.
Michelangelo Tepesi Meydanı
Florasan katedralini, Arno nehrini ve Vechio köprüsünün üçünü 30 60 90 üçgeni şeklinde sanal bir görüntü oluşturduğu bu tepe şehrin neredeyse tamamını içine alacak şekilde adeta bir tablo gibi sizleri karşılıyor. Tepe boyunca yükselen güneşin yükselişini ve akşam üzeri ise güneşin kayboloşunu görebilmek bir resim sergisi gibiydi. Tepede bulunan sanatçıların melodisi ise gerçek bir resitaldi gerçekten..
Floransa Kathedrali
Kathedralin en tepesinde hristiyanlık dininin haç figürü vardır. Kathedralin mimarisinde gerçekten dönemini aydınlatan önemli imgeler var. Bunlardan dikkatimi çeken ilk şey haç işaretinin hemen altında sırasıyla ilk önce dönemin sanatçıları Leonardo, Donettela, Michelangelo'nun olması daha sonra ise din adamlarının tasvir edilmesiydi. Bu ayrıntı rönesanstaki din adamlarına olan güvenin bu derece sarsıldığının apaçık bir göstergesi.
Floransa turumuzun bu haftaki kısmının sonuna geldik. Bu şehre dair anlatılacak gerçekten çok daha fazla yer ve mekan var. Belki de haftaya Floransa hakkındaki yazımızın devamı niteliğindeki bölüm 2 gelir. Takipte ve mutlu kalın...