Hepimiz 2020 yılını hatırlıyoruz değil mi? Bazılarımız için hayatında önemli etki yaratan bir yıl olabilir. Biraz hafızamızı tazeleyelim yıl 2020 her şey normal akışındayken bir anda haberlerde bazı haberler duymaya başladık. İlk önce önemsiz bir salgın gibi görünen Çinin Vuhan bölgesinde ortaya çıktığı sanılan bu virüs hiç de o kadar masum değildi. Yaklaşık 2 3 ay içinde dünya da da yayılım gösteren bu virüs kimimiz için bir acı kimimiz için de bir travma oldu. İnsanların yaşayış biçimini değiştiren bu virüs toplumda da bazı etkiler bıraktı. Bana sorarsanız insanlar kendi ile yalnız kalma fırsatı buldu. Bu fırsat veya yüzleşme bireylerde yalnız kalma hissiyatını arttırdı ve git gide yalnızlığı sevmeye başlayan bir toplum oluştu.
Bu kadar ağır geçen bir süreç ne kadar hızlı atlatıldı değil mi? Atlattığımızı sandığımız bu süreç toplumlarda olumsuz bir etki bıraktı. Bu olumsuzluktan ne zaman kurtulacağız. Zaman her şeyin ilacıdır derler. Zamanla belki de pandeminin getirdiği olumsuz havadan kurtulacağız.
Tüm bunları yaşarken zaman ne kadar hızlı ilerlemiş. Tam yeni bir pandemiden çıktık derken bir yenisi benzer bir çıkış hikayesiyle önümüze düştü : Monkeypox
Yine aynı durumları mı yaşayacağız, yine mi kendimizle baş başa kalacağız?
Bilimsel olarak 2 virüsü ele alıp karşılaştırmamız lazım ki bu sorulara cevap verebilelim. Öncelikle sars-cov2 şiddetli akut solunum yoluyla son derece bulaşıcı özelliğe sahip bir rna virüsüdür. Covid-19 virüsü ile lanse edeceğimiz virüs şiddetli öksürük, hapşırma, yüksek ateş gibi belirtiler göstermekteydi. Hava yoluyla bulaşan bu virüse yakalanan kişiler 2-3 kişiyi enfekte edebilmekteydi. Rna virüsü olduğundan dolayı çok çeşitli mutasyonlar görülebilmekteydi. Dolayısıyla hem ilk başta koruyucu aşı hem de yeni mutasyonlara karşı aşı etkisi azalmıştı. Monkeypox (MPOX) ise insanlara genellikle enfekte bir kişi veya hayvanın cilt lezyonları ya da vücut sıvılarıyla doğrudan teması sonucu bulaşan zoonotik bir hastalıktır. Ölüm oranı diğer çiçek virüslerine göre daha düşüktür. Hastalık genel olarak kan, vücut sıvıları, deri teması ve damlacıklar yoluyla bireyden bireye bulaşabilir.
Ama bu sefer belki de biraz şanslıyız. Hem yeni bir pandemiden çıkmamız hem de virüse karşı bir çok avantajımız var.
MPOX virüsündeki avantajlarımızdan biri ise virüs insan vücudunda 20 güne kadar kuluçkada kalabiliyor. Kuluçka sırasında virüs bulaşıcı değildir. Dolayısıyla enfekte olmuş bireye virüs kuluçka süresinde Ankara aşısı adı verilen bir aşı enjekte edilebilir ve hastalıktan belirtiler ağırlaşmadan kurtulabilir.
Henüz bu virüs bir pandemi sınıflandırılmasında yer almıyor ama gelişmiş devletler kendi vatandaşlarını korumak amaçlı aşı stoklarını yenilemeye başladılar bile. Önümüzdeki yıllarda belki de daha yakın günlerde bu virüsün ne kadar hayatımızda yer bulacağını göreceğiz. Kendinize çok iyi bakmanız dileğiyle sağlıcakla kalın...
Ne demişler virüsten en önemli korunma yöntemi yakalanmamaktır :)